Install Steam
sign in
|
language
简体中文 (Simplified Chinese)
繁體中文 (Traditional Chinese)
日本語 (Japanese)
한국어 (Korean)
ไทย (Thai)
Български (Bulgarian)
Čeština (Czech)
Dansk (Danish)
Deutsch (German)
Español - España (Spanish - Spain)
Español - Latinoamérica (Spanish - Latin America)
Ελληνικά (Greek)
Français (French)
Italiano (Italian)
Bahasa Indonesia (Indonesian)
Magyar (Hungarian)
Nederlands (Dutch)
Norsk (Norwegian)
Polski (Polish)
Português (Portuguese - Portugal)
Português - Brasil (Portuguese - Brazil)
Română (Romanian)
Русский (Russian)
Suomi (Finnish)
Svenska (Swedish)
Türkçe (Turkish)
Tiếng Việt (Vietnamese)
Українська (Ukrainian)
Report a translation problem




Amaç netti: Boşalmak. Fiziksel mi, ruhsal mı, kimse emin değildi. Ama onlar kendilerine şöyle demişti:
“Her gün bir 31, her 31’de bir aydınlanma.”
İlk 31’i otobüs beklerken çektiler. Durakta bekleyen teyze bakışlarını kaçırdı, bir martı “gırr” diye bağırdı. Takalp iç çekerken şöyle dedi:
“Bi’ tür meditasyon bu be Bakalp.”
İkinci 31 sahildeydi. Dalga sesi eşliğinde, rüzgârın hafifliğiyle... Tam bitiriyorlardı ki bir köpek geldi ve kameraya işedi. Bu onlara şunu gösterdi:
“Doğa seni her zaman izler.”
Üçüncü 31, terk edilmiş bir inşaatta yapıldı. Bakalp duvara yaslandı, Takalp zamanlayıcıyı kurdu. Ama 2 dakika sonra polis geldi.
Sorguda şöyle dediler:
— Ne yapıyordunuz?
— 31 çekiyorduk komiserim.
░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░
░█▀▀█░█░░█░█▀▀▀░█▀▀▀░█▀▀█░█▀▀█░
░█▀▀█░█▀▀█░█▀▀▀░█░▀█░█▀▀█░█░░█░
░▀░░▀░▀░░▀░▀▀▀▀░▀▀▀▀░▀░░▀░▀▀▀▀░
░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░
★★★★★★★★★★★★★★★★★★★★★★★★★★★