2
Products
reviewed
132
Products
in account

Recent reviews by Textimus

Showing 1-2 of 2 entries
1 person found this review helpful
38.1 hrs on record
"Ranger Hardcore zorluğunu rangerlara layık bir zorluk sanmıştım. Düşmanları rangera dönüştürüyormuş."

İlk oyunun sonundan sonra hala hayatta olmasına çok şaşırdığım Artyom'un dışarıda hala bir hayat olduğuna dair umutlarından doğan çabalarının eninde sonunda meyvelerini vermeye başlamasını konu alan bu oyun bana sorarsanız bomba gibi olmuş. Nükleer bomba... ...
Bir önceki cümlede özetlediğim hikayenin oyun boyunca sunumu ve dallanıp budaklandırılmasını ben şahsen belli bir noktaya kadar başarılı buldum. Belli bir noktaya kadar dememin sebebiyse bu konuda şikayetlerimin de bulunması. Başı çeken şikayetim ilk iki oyunda da senaryonun sunumunu büyük oranda sırtlayan notlarla alakalı. Notlar 2033 ve Last Light'da senaryonun kritik diyebileceğimiz noktalarında karşımıza çıkan ve bize Artyomun olaylara dair açıklamalarını ve yorumlarını, hislerini ileten içeriklerdi. Pek de konuşkan olmayan bir karakteri büyük oranda yalnız başına kontrol ettiğimiz bir oyunda bu notlar "Bunu mu okicam ya??" etkisini kırmayı başarabiliyordu. Hem sunuma olan katkıları hem de ortaya çıkış sıklıkları güzel dengelenmişti. Bu oyuna ise bu notlar muadillerini taşıyan her oyunda görebileceğiniz sağdaki soldaki tamamen derin evren diyebileceğimiz unsurları konu alan mektup, kayıt gibi şeylere dönüşmüş durumda. Sayılarının arttırılması ve oyunun bölüm yapısının da değişmesiyle beraber hepsini toplayıp tek tek okumak için bir sebep göremedim. Ancak bu ekstramsılara eskisi kadar bel bağlamak zorunda değiliz çünkü bu sefer senaryo ve karakterler eskiye göre daha detaylı etkili sunulmuş. İlk iki oyunun size oldukça kısıtlı ve kısa açıklamalar yapan sahnelerinin aksine Exodus'da sunum ve sinematik yapıya verilen değer daha da artmış gibi hissettiriyor. Yorucu bir bölüm ya da bölüm içindeki kısımdan sonra anın tadını çıkarmanız için tasarlanmış sahne sayısı artmakla beraber bu sahneler çeşitlendirilmiş ve derinleştirilmiş durumda. Normalde çizgisel ilerleyen ve beni yormayacak bir FPS oyunu açlığı çekmeme rağmen Exodus'un hiçbir ara sahnesinde "BIRAK DA GİDEYİM" hissine kapılmadım. Karakterlerin aşırı derin veya kaliteli olduğunu düşünmemekle beraber en azından oyun sunduğu konseptleri kendisi kadar ciddiye aldırmayı ya da önemsetmeyi başarabiliyor diyebilirim.
Oynanışa gelecek olursak Exodus'un temel mekanikler ve oynanış yapısı olarak özünden pek de uzaklaştığını söyleyemem. Ama gelişip çeşitlenddiğini söyleyebilirim. Oyun hala o bildiğiniz her mermiyi sayıp her adımınızı düşündüğünüz gerici ama bir o kadar da tatmin edici shooter oyunu. Ancak bunun üstüne her bölümde kendine has bir atmosfer ve gereksinimler getiren bir yarı-açık dünya eklenmiş. Bu yapı değişimini ise gücünü ondan lan materyal toplama, crafting ve karakter geliştirme sistemleri desteklemekte. Bu üç sistem de aslında oldukça basit olsa da oyun bunları yenilenmiş bölüm yapısı ve ilerleyiş ile gayet iyi sunmuş. Oyunun hiçbir noktasında aşırı güçlü hissetme ya da tam tersi aşırı yetersiz hissetme durumu yaşamıyorsunuz. Tüm bu mekanikler size yalnızca çeşitlilik sunmakta. Öz ve sağlam olan temelin gereksiz şeylerle dağıtılması söz konusu bile değil, ki ben bir an korkmuştum.
Bölüm yapısı ise kısaca özetlemek gerekirse oyuncuya dümdüz ilerleyip bir yerden bir yere ulaşmaktan fazlasını sunuyor kesinlikle. Her bölüm girişinde kendisini kısaca tanıtmasının ardından senaryosuna göre bir briefing sahnesi aracılığıyla oyuncuya boğucu olmayacak şekilde çeşitli yan görevler ya da etkinlikler sunmakta. Haydut kampları ya da keşfedecek garip yapılar gibi. Ayrıca yukarıda bahsetmeyi unuttuğum ana görevlerdeki performanslarınızın hikaye üzerindeki etkileri ile beraber zaman zaman bu yan görevlerin ya da etkinliklerin de hikaye üzerindeki etkilerini ufak detaylar olarak görebiliyoruz. Hikayenin sunumu da oyuncuyu çekmek için belli bir düzeyde çaba sarf ettiğinden kişi kendini elinden ne geliyorsa yapmak isterken bulabiliyor.
Aslında oyunun zorluğu hakkında da konuşmak isterdim ancak girişten de anlayabileceğiniz gibi benim oynayıp bitirdiğim zorluk bir standart ve değerlendirme ölçütü değil. İlk iki oyunu art arda bitirmenin verdiği gaz ile Exodus'a "Ulan ben Ranger oldum." diyerek Ranger Hardcore zorluğunda başladım ve açıkçası yaşadığım deneyimden pişman olmamakla beraber epey tatmin edici olduğunu söyleyebilirim. Oyun zorluğu arttırırken materyaller konusunda da dikkatli olmam gerektiğini söylese de ben en büyük zorluğu düşmanların resmen birer rangera dönüşmesinden çekmiştim. Bu da beni bir çatışmaya girmekten olabildiğince kaçınmaya itmiş, çatışmaya gireceksem bile pozisyonumu iyi almaya zorlamıştı. Oyunu düşündüğümden daha kısa bir sürede bitirdiğime göre bu zorlamanın çok da boğucu olduğunu söyleyemem. AMA SAM'S STORY DLC'SİNE DİKKAT EDİN ORADA CHECKPOINTLER SİZE SOULS OYUNLARINI ARATACAKTIR.
Teknik anlamda ben bilgisayarıma dair bir güven eksikliğinden muzdarip olduğumdan çok iddialı konuşmak istemiyorum ama bir dengesizlik olduğunu söyleyebilirim diye düşünüyorum
Sebebini anlamakta zorlandığım şekilde kimi zaman en yüksek ayarlarda hiçbir kayıp yaşamazken kimi zaman kendimi eski GT730lu bilgisayarıma geri dönmüş gibi hissettiğim oldu. Ancak herkesin bu sorunu yaşayacağını sanmıyorum. Biraz da 3050 problemi gibi geliyor bana. 4 GB VRAM gerçek değil sana zarar veremez. Veremez...
Steam adındaki kalemizin de dolara dönerek misafir olduğumuz bir malikaneye dönüştüğü şu zamanlarda Metro serisi cüzdan dostu kalmayı başaran nadide oyunlardan. İlk iki oyunu muhtemelen ya ücretsiz almışsınızdır ya da indirimlerde ölü fiyatına almışsınızdır. Exodus için de durum pek istisna değil. Bütçeniz yoksa bile kapsamlı indirimlerde Metro sizi hiç de pişman etmeyecek bir fiyattan kütüphanenize katılmaya hazır hale geliyor. Malum serinin 13 yıllık oyunlarının 40 dolardan satılması sizi de deli ediyorsa Metro serisine bir şans vermek çok daha iyi bir seçenek olacaktır.
Buralarda ne kadar türkçe inceleme kalmıştır pek fazla bakmadım ama özellikle türkçe dil desteği konusunun bu kadar gündemde olduğu bir dönemde bu incelemeyi türkçe yazmam gerektiği konusunda ikna olmuş durumdayım. O yüzden, iyi oyunlar dilerim.
Posted 15 February, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
3 people found this review helpful
1
81.0 hrs on record (79.6 hrs at review time)
Bu inceleme Spoiler içerir !

Birisi en sevdiğin oyun ne diye sorsa ve aklıma daha çok sevdiğim bir oyun gelmese muhtemelen direkt söyleyeceğim isim Dishonored 2 olur. Oynamak istediğim her oyunun önce sistem gereksinimlerine baktığım dönemde oynadığım ilk oyun beni hem temasıyla hem de oynanış tarzıyla o kadar etkilemişti ki farklı tarzları deneye deneye defalarca oynamıştım. Yeni bir bilgisayar alana kadar epey uzun bir süre ikinci oyuna giremesem de oyunu 25 TL gibi mükemmel bir fiyatla gördüğümde bir saniye bile duraksamadan kütüphaneme ekledim. Aynı zamanda yanlış hatırlamıyorsam yeni bilgisayarıma yüklediğim ilk oyun oldu Dishonored 2. İlk cümlede nasıl hissettiğimi zaten özetledim o yüzden kısa kesip oyunu neden sevdiğimi açıklayacağım.

Dishonored 2'nin hikayesi ilk oyunun sonrasında geçiyor ve Emily'nin kraliçe olduğu en iyi sonu kendine temel alıyor. Bu sefer karşımızdaki düşman ilk oyunun DLC'lerinde gördüğümüz cadı Delilah. İki Dishonored oyunu da senaryoları için oynadığım oyunlar değildi o yüzden bu oyunun senaryosu hakkında da çok fazla şey söyleyemem. Tek söyleyebileceğim şey ilk oyunda hissettiğim "sürpriz" etkisini bu oyunda hissedemediğim. İlk oyunda yoldaşlarımız tarafından ihanete uğradığımız sahne kime ne ifade eder bilmiyorum ancak bana senaryonun bir anda rota değiştirdiği hissiyatını çok iyi vermişti. İkinci oyunda yanlışım varsa düzeltin ama böyle bir etki hissettiğimi hatırlamıyorum. Dediğim gibi senaryo hakkında bundan fazlasını söylemeye kendimi zorlamayacağım.

Oynanış benim iki oyunu da sevme sebebim. Dishonored serisinin fantastik güçlerle akıcı mekanikleri harmanlayan oynanışına seriyle ilk tanıştığım anda hayran olmuştum ve ikinci oyunu oynamamla beraber bu tarza aşık olduğumu söylemek istiyorum. Dishonored 2 ilk oyundaki mekanikleri ve oynanış tarzını alıp tonla hayat kolaylaştırıcı değişiklik yaparak oynaması yine aşırı eğlenceli bir stil oluşturmuş. İşin güzel yanı bu stilin de yine ikiye bölünmesi. Bu oyunda oynanabilir karakter olarak aşina olduğumuz Corvo Attano'nun yanına ilk oyunda tahta oturması için bin bir çile çektiğimiz Emily Kaldwin ekleniyor. Olabildiğince uzak durmama rağmen oynanış videolarında gördüğümde Emily'nin güçlerinden hiçbir şey anlamamıştım. Oyunu oynadığımda ise şaşırtıcı bir şekilde bu güçleri beklediğimden daha az kullandım. Ancak bu benim aptalca oynanış tarzımla alakalıydı o yüzden kafa karıştırmadan şunu söyleyeyim: Emily ile oynamak size ilk oyununun aksine size farklı ve ilginç şeyler deneme şansı veriyor. Düşmanlarınızı transa sokmak ya da "Kaderlerini" birbirine bağlamak gibi. Corvo ise hayal kırıklığına uğratıyor desem yalan olmaz. Acaba Corvo'yu nasıl geliştirmişlerdir diye çok merak etmiştim ancak Lord Protector zaten bildiğimiz güçlerin gelişmiş halleriyle geliyor. Oynaması hala zevkli ve tatmin edici ancak fazlasını beklerdim. Neyse.

Oynanışta önceki oyunu aratmayan hatta daha bile iyi olan bir diğer şey de bölümlerin çeşitliliği. Oyundaki bölümlerin ilk oyuna kıyasla epey ilginç bölümleri var. Zamanda yolculuk yaparak iki farklı zaman diliminde aynı mekanda oynadığımız bir malikanede spesifik bir hikayenin nasıl başladığını öğrenmekten Anton Sokolov'a rakip olan bir dahi tarafından inşa edilmiş(yanlış hatırlamıyorsam tabi) bir binada tonla mekanizmanın arasından o dahiye ulaşmaya çalışmaya kadar. Bunlar özellikle aklımda kalan bölümlerdi ancak kalan bölümler de eşsiz olmasalar da yine kendi içlerinde özgün tasarımlara sahipler. Ayrıca bölümlerle alakalı iyi olan bir diğer şey de yine önceki oyun gibi her oynanış tarzını desteklemeleri. Mekanikler bu konuda da epey yardımcı olsa da bölümler de sağolsunlar sizi istediğiniz gibi oynamak konusunda rahat bırakıyorlar.

Son olarak beni çok çok mutlu eden bir özellikten de bahsedip bitireceğim. Oyunun mekanikleri zaten oyuncuyu rahat ettirmek ve istediği hareketleri gecikme olmadan yapabilmesini sağlamak adına oldukça akıcı tasarlanmış. İlk oyunda bu özellik beni oyuna bağlayan başlıca şeydi ve ikinci oyuna başladığımda bu mekaniklerin her yönden geliştirildiğini ve çeşitli sınırların kaldırılmasıyla daha da akıcı hale getirildiğini gördüğümde tabiri caizse nefesim kesildi. İlk oyunda yapamamanın sinirmi bozduğu pek çok hamleyle beraber bir çok yeni hamle de eklenmiş ve bu hamleler daha önce de söylediğim gibi oynanış tarzınızın kısıtlanmasını neredeyse tamamen engelliyor. Benim ilk oynayışımda farketmeden benimsediğim non-lethal + assault tarzı oyunda ilerledikçe favorim haline geldi. Siz ne düşünüyorsunuz bilmem ama mekaniklerin esnekliği benim farkedilsem de kendimi salak gibi hissetmeme bir nebze de olsa engel oluyordu. Ben bu konuda çok becerikli olduğumu söyleyemeyeceğim ama oyun yine gerek güçlerinizle gerek hareket kapasitenizle fantezi yapmaya fazlasıyla müsait.

Teknik açıdan ben genelde kaliteden önce ne hissettiğime dikkat eden biri olarak görselliği gayet iyi buldum. Kalitesi konusunda uzman değilim ancak tarzının gayet hoşuma gittiğini söyleyebilirim. Hoşuma gitmeyen şey oyunun süreklli FPS açısından dengesiz ya da yetersiz hissettirmesiydi. i5 11. nesil işlemci ve RTX3050 ekran kartına sahip bilgisayarımda en yüksek ayarlarda sürekli 45-60 arasında oynamasına tamam dedim hadi de Yüksek ayarlara çektiğimde bile 60ı zar zor geçmesi biraz sinir bozucuydu. Optimizasyon Dishonored 2'nin en iyi yanı değil, o kesin.

Bir değişiklik olsun deyip ilk kez bir inceleme yazmaya karar verdim ve beklediğimden epey uzun oldu sanırım. Umarım yanlış bir şeyler söylememişimdir diyerek daha fazla uzatmadan puanlamamı yapacağım. Benim bu oyuna puanım 9/10. Senaryo konusunda beni pek etkileyememiş olsa da bu oyunda hissettiğim pürüssüzlük hissiyatını çok az oyunda hissettiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Senaryodan da biraz... elektrik alabilseydim muhtemelen Dishonored 2'yi en sevdiğim oyunlardan biri değil direkt en sevdiğim oyun olarak kayıtlara geçirebilirdim ama olsun. Bu oyun hala gizlilik dendiğinde aklıma ilk gelen ve türü sevenlere ilk önereceğim oyundur.

Serinin tüm oyunlarının şu anki indirimle mükemmel fırsatlar olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Tüm seriyi almanızı önererek şu iki gün sonra bitecek indirimde birinin bile bu fırsatı değerlendirmesine vesile olursam kardır diye düşünüyorum. İyi oyunlar.
Posted 21 March, 2023.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
Showing 1-2 of 2 entries