Install Steam
sign in
|
language
简体中文 (Simplified Chinese)
繁體中文 (Traditional Chinese)
日本語 (Japanese)
한국어 (Korean)
ไทย (Thai)
Български (Bulgarian)
Čeština (Czech)
Dansk (Danish)
Deutsch (German)
Español - España (Spanish - Spain)
Español - Latinoamérica (Spanish - Latin America)
Ελληνικά (Greek)
Français (French)
Italiano (Italian)
Bahasa Indonesia (Indonesian)
Magyar (Hungarian)
Nederlands (Dutch)
Norsk (Norwegian)
Polski (Polish)
Português (Portuguese - Portugal)
Português - Brasil (Portuguese - Brazil)
Română (Romanian)
Русский (Russian)
Suomi (Finnish)
Svenska (Swedish)
Türkçe (Turkish)
Tiếng Việt (Vietnamese)
Українська (Ukrainian)
Report a translation problem




"Bana neden dağ gülü derler bilir misin?"
Anın etkisiyle ne yapacağımı şaşırmıştım ve kekelemeye başlamıştım. "H-Hayır bilmiyorum."
"O zaman öğreneceksin" dedi ve hemen sağ elini benim çeneme koyup kendi ak kırmızısı dudaklarını bana yakınlaştırdı.
Dağ gülü kasvetli gözlerle yakışıklı siyah saçlı gotik çocuğa bakıyordu. Çok üzgün görünüyordu. İçimden onu teselli etmek sarılmak geliyordu ancak o an ki atmosferde vücudumu bile hareket ettiremiyordum. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Dağ gülü bütün bu azarlardan sonra konuştu.
"Ben... Özür dilerim çok özür dilerim Desi"
O an çocuğun adının Desi olduğunu öğrendim ve gözlerimin önünde şapır şupur öpüşmeye başladılar. Hemen ardından buraya aslında neden geldiğimi hatırlamıştım. Kafamı Otlem'in apartmanına çevirdiğimde beni şeytani gözleriyle izlerken ve alaycı bir şekilde kahkahalar atarken görmüştüm. O gün bugündür hayallerimle oynadığından dolayı hem nefret hemde kin besliyorum.