ErhanK
Erhan
Ne biçim de oynuyorum.
Ne biçim de oynuyorum.
Currently Offline
Review Showcase
BİR SEVMEK İKİ DEFA ÖLMEK DEMEKMİŞ

Önce 10 saniyelik özet:

  • Eşsiz oynanış ve vuruş hissi
  • Soulsborne serisine göre alışması kolay
  • Boss'ların bazıları gereksiz zor
  • Tek seferlik oynanış
Sonra 70 saatlik inceleme:

Eskiden her ay en az iki oyun bitirmediğimde bir eksiklik hissederdim ama artık yılda 2–3 oyun seçip onları baştan aşağı tekrar tekrar oynamak daha keyifli geliyor. Mesela en son Red Dead Redemption 2 ile kapattım geçen yılı. Bu yıl ciddi ciddi vakit harcayıp oynadığım ilk oyun için de bu incelemeyi yazıyorum. Duyurulduğu günden bu yana en çok beklediğim oyun Sekiro oldu. Daha önce de aynı hisleri Bloodborne için yaşamıştım.

Oyun nihayet çıktı ve bir aydır hayatım Sekiro oldu. Ne seçimler ne Jordan Peele'in yeni filmi ne de başka bir şey odağımı değiştiremedi. Kılıcı kuşanıp, Ashina tepelerinde yargı dağıtmaya adadım kendimi.

From Software kartları yeniden dağıttı

"Soulsborne" adı verilen bir alt kültür oluştu oyun dünyasında. Bunu başlatan From Software olsa da, oyuncular özellikle hardcore oyuncular reflekse dayalı dövüş mekaniklerine sahip oyunlara aç oldukları için piyasa bir anda alternatiflerle doldu. Bunların bazılarını severek oynadım bazılarına karın doyurmak için yenen patso muamelesi yaptım. Ama Sekiro'ya başlayınca tekrar hatırladım ki bu işin piri From Software.

Bloodborne ve Dark Souls havasını bu kadar koruyan, özüne bu kadar sadık kalırken aynı zamanda böylesi muhteşem yeniliklerle oyuncuları selamlayan bir oyunu ancak From Software yapabilirdi. Ki 70 saatlik oyun süresinden sonra gönül rahatlığıyla söyleyebilirim, Sekiro tam olarak böyle bir oyun olmuş. 

Sekiro neden Soulsborne'dan kolay?

Bugüne kadar Dark Souls veya Bloodborne fazla zor olduğu için girişmek istemediyseniz, Sekiro sizin için iyi bir başlangıç olabilir: 
  • Oyunda yüksekten düşünce ölmüyorsunuz, hatta yüksekten düşemiyorsunuz.
  • NPC'ler yapmanız gerekenler konusunda daha yardımsever, her takıldığınızda internete bakmak zorunda kalmıyorsunuz. 
  • Soulsborne serisinin tanımlayıcı özelliği olan stamina barı Sekiro'da yok. Adam neticede eğitimli bir ninja olduğu için, yorulmak bilmiyor, patır kütür dalıyor.
  • Bunun yerine posture diye bir olay gelmiş ve bana kalırsa başka hiçbir oyunda kendinizi ninja gibi hissetmeye bu kadar yaklaşamazsınız.
  • Bir boss'u geçemediğinizde takılmıyorsunuz çünkü neredeyse tüm oyun dünyası birbirine bağlı ve bir rotada takıldığınızda diğer yöne doğru ilerlemeye devam edebilirsiniz.
  • Öldüğünüzde bile aslında ölmüyorsunuz. En azından ilk seferinde...
  • Ama diyelim ki öldünüz, o ana kadar topladığınız tüm birikimi kaybetmiyorsunuz.
  • Karakter gelişimine yönelik topladığınız deneyim yeterince biriktiğinde yetenek puanına dönüşüyor ve bu puanlar kaybolmuyor.
  • Çarşıda pazarda kullanacağınız parayı bile altın keselerine dönüştürüp, mevduatınızı ölüm riskine karşı güvenceye alabilirsiniz.

Kısacası, Sekiro hem farklı hem tanıdık, hem yeni hem geleneksel hem daha zor hem daha kolay bir oyun olmayı başarmış. Tüm bunları hazmetmem ve alışmam ise sadece 70 saat sürdü :)

Tek seferlik oynanış?

Souls serisini birkaç kez, Bloodborne'u ise sayısız defa yeniden oynayıp bitirmiş biri olarak; bu serinin en önemli özelliklerinden birinin de ecnebilerin "replayability" dediği yeniden oynanabilirlik olduğuna inanıyorum. Merak edenler Dark Souls 2 ve DS3 oynanış sürelerime bakabilir (PS4 süreleri ne yazık ki dahil değil).

Sekiro'da son boss'a geldiğimde şunu hissettim: "Bu adamı kesince ne oynayacağım?"
New Game+ ile sıfırdan başlamak aklımın ucundan bile geçmedi. Bence bu bir From Software oyunu için hayli önemli bir eksi. Oyuna tekrar başlasam, sanıyorum zevkini ala ala 20 saatte bitiririm. Ama bir daha oynamam için üzerinden çook uzun zaman geçmesi gerekiyor. SoulsBorne'un belkemiği olan "build" olayının bu sefer tümüyle ortadan kalkmış olması, sabit karakter ve sabit silahlarla oynuyor olmak ilk seferinde çok daha erişilebilir ve başarılı geliyor. Ancak oyun bitince, bitmiş oluyor. Kaleyi bir kez fethettiğinizde, tekrar başlamak için (ego tatmini dışında) hiçbir sebebiniz yok.

Oyunun yarısından fazlasının aynı harita üzerinde, farklı düşmanlarla geçmesi de işin tuzu biberi oluyor. Başlıyor Ashina Castle, bitiyor Ashina Castle. Sekiro 2 çıksa o da aynı kalede geçecek herhalde(!)

Kale oyun süresi boyunca farklı düşmanlarla yenileniyor ama hadi ilk sefer döndüğünüzde neyse de, ikinci kez aynı ortamları farklı düşmanlarla geçmeye çalıştığınızda bir terslik olduğunu hissediyorsunuz. Sanki oyunu aceleye getirmişler ya da bütçeden tasarruf için yeni mekan tasarlamamışlar gibi. Oysa bilen bilir, bu serinin en kıymetli özelliği eşsiz bölüm tasarımları, düşman yerleşimleridir.

Sekiro'ya ilişkin bu hayal kırıklığım son derece kişisel bir durum, herkesin bu deneyimi en azından bir kez yaşamasını, kelli felli samuraylarla en az bir defa kılıç-kalkan tokuşturmayı mutlaka tavsiye ediyorum. Ama "oo hacı tamam ben bir yıl bunu oynarım artık Bloodborne 2 filan çıkana kadar" dediyseniz siz de benim gibi, oyunun pili beklediğinizden çabuk bitecek haberiniz olsun.

Buraya kadar okuduysanız çok teşekkür ederim. Hepinize iyi oyunlar :)
Recent Activity
15 hrs on record
last played on 27 Apr
0.4 hrs on record
last played on 18 Apr
11.8 hrs on record
last played on 17 Apr